|
29 Mayıs 2008 - Bilgin Demir
Makedonya’da parlamento tarafından alınan karar doğrultusunda 01 Haziran 2008’de erken genel seçimler yapılacak.
Bu seçimler, Bulgaristan’da 2005’te ve daha bu ayın başında Sırbistan’da yapılan seçimlerle birlikte ele alındığında, Balkan ülkelerinin demokratikleşme çabaları ve AB üyesi olma yönündeki kararlı isteklerinin ortaya konulması açısından son derece önemli.
Diğer taraftan, Makedonya’daki Türk toplumunun iktidar ortağı olabilme fırsatını yakalamış olması da soydaşlar ve dolayısıyla Türkiye açısından ayrı önem taşıyor.
Bilindiği gibi Türk Demokratik Partisi (TDP), Haziran’da yapılacak seçimlerde İç Makedon Devrimci Örgütü Makedonya Ulusal Birliği Demokratik Partisi (VMRO-DPMNE) ile koalisyon kurdu.
“Daha İyi Makedonya İçin” adı altında oluşturulan VMRO-DPMNE liderliğindeki bu koalisyonda 19 parti yer alıyor. TDP, seçimlerde başarılı bir sonuç alınması durumunda en az bir milletvekilliği ve bir bakanlık elde edecek.
Elbette ki bu seçimlerde Makedonya’daki soydaşların seçimlere katılım oranı ve TDP’ni desteklemeleri, kazanılacak milletvekilliğinin iki olabilmesinin anahtarı olacaktır.
TDP, bundan önceki altı yılı aşkın süre boyunca Sosyal Demokratlar Birliği Partisi (SDSM) ile siyasi işbirliği yapmıştı. Dolayısıyla seçimlerde soydaşların kafasındaki en önemli soru, “Neden bu defa VMRO-DPMNE?” olabilir.
Aslında bu sorunun cevabını bulmak hiç de zor değil. TDP’nin amacı, açıkça ortaya koyduğu gibi, Türk toplumunu iktidara taşıyarak daha fazla iş, daha fazla siyasi güç, daha fazla eğitim ve sosyal hak gibi önemli kazanımlar elde etmek.
TDP’nin amacı gayet açık ve ortada. Ancak ne yazık ki, özellikle TDP’nin yanı sıra faaliyet gösteren diğer iki Türk partisi Türk Milli Birlik Hareketi (TMBH) ile Türk Hareket Partisi (THP), TDP’nin bu koalisyon ortaklığını kişisel menfaat çabalarıyla ilişkilendirmeye çalışıyorlar.
Bu tür bir çizgi izlemek, aklıselim bir davranış olarak yorumlanabilecek bir hareket değildir. Oysa arzu edilen, Makedonya’da Türklerin TDP çatısı altında faaliyet göstermeleridir.
Makedonya’da Türk toplumunun önemli sorunları var. Eğitim ve kültürel kimlik, bugünlerde gündemlerinden düşmeyen ve başta gelen sorunları. Geçtiğimiz günlerde açılışı yapılan Taşköprü ile kısa bir süre önce Arnavut kültür merkezi haline dönüştürülen Kurşunlu Han, Türk kültürel kimliğinin nasıl silinmek istenildiğine dair güncel örneklerden.
Seçimlerde Makedonya’daki soydaşların sorması gereken asıl soru, “Neden TDP?” veya “Neden VMRO-DPMNE?” gibi sorular olmamalıdır. Sorulması gereken asıl soru “İktidarın büyük ortağı neden biz olmayalım?” olmalıdır.
Bu soruya karşı elbette “Makedonya’da zaten ne kadar Türk var ki?” gibi bir soru sorulabilir. Ancak Bulgaristan’da başarılı çalışmalarıyla önemli sayıda Bulgarın oyunu almayı başaran Hak ve Özgürlükler Hareketi, Balkanlardaki tüm Türk siyasi partileri için örnek olmalıdır.
Yapılan kamuoyu araştırmaları, VMRO-DPMNE’nin seçimlerden açık ara birinci parti çıkacağını ortaya koyuyor. Dolayısıyla bu, TDP’nin iktidar ortağı olmasına çok az bir zaman kaldığı anlamına geliyor.
Elbette bir milletvekilliği ve bir bakanlık, Türk toplumu için önemli bir kazanım ve TDP için bir başarı sayılacaktır. Ancak soydaşların desteğiyle iki Türk siyasetçinin Parlamento’ya girebilmesi ve bunun da bir bakanlık ile desteklenmesi, Türk toplumunu ciddi anlamda güçlendirecektir.
Her şeyden önce seçimlerin ciddi bir sorun yaşanmadan sonlandırılması, Makedonya için bir kazanım olacak ve önümüzdeki dönemin Makedonya açısından istikrarlı bir süreç olacağı şeklinde yorumlanacaktır.
Bu ise, Nisan ayı başında Bükreş’te yapılan NATO zirvesinde Yunanistan’ın vetosu nedeniyle birliğe kabul edilmeyerek büyük bir hayal kırıklığı yaşayan Makedonya’nın, istikrarlı ve uluslar arası camiada kendine yer açmaya muktedir bir ülke olduğu düşüncelerini pekiştirecektir.
Makedonların, Türkler başta olmak üzere Makedonya’daki azınlıklara tüm haklarını elde edebilecekleri olanakları sağlaması, istikrar sürecini başlangıcı olacaktır. AB üyeliğinin azınlıklar ile uyumlu bir siyasal yapıdan geçtiğini fark eden VMRO-DPMNE de TDP başta olmak üzere tüm azınlık partilerinin dâhil olduğu bir koalisyona liderlik yapmaya yöneldi.
Soydaşlar, Makedonya için yeni başlangıçlar getirecek bu süreçte TDP’nin çatısı altında birleşerek güçlerini muhafaza etmelidirler.
İlk bakışta yeni iş imkânları ve sosyal haklar elde edilmesi olarak görülen TDP’nin çabaları, Makedonya’daki Türkler için gelecekte çok önemli kazanımların anahtarı olacaktır.
O yüzden, bugünü düşünürken bir açıdan gelecekte de neler elde edilebileceğini göz ardı etmemek lazım. TDP etrafında kenetlenecek bir Türk toplumu, sorunlarını ve ihtiyaçlarını daha kısa sürede çözüme kavuşturabilecektir.
Tek ses, tek hedef, siyasal olarak gücü de beraberinde getirecektir.
Kaynak: www.gencmakedonyalilar.net
|